Masal Penceresi Venedik’e Açıldı!

maskeliler

Bu siteyi yapmaya karar verdiğimde adı zaten hazırdı. Biz gözleri ruhun aynası olarak betimlerken, bazı diğer kültürler, gözleri ruhun penceresi olarak niteler. Eğer gözlerimiz ruhumuza açılan pencerelerse, bu bloğa uğrayanlar, benim gözlerimden içimde taşımaya karar verdiğim güzellikleri görmeliler, ruhumun masalsı tarafını tanımalılar diye düşündüm. Masallar şehri Venedik’e gidip de karnavalın havasını soluduktan sonra orada hissettiklerimi buraya yazmamak haksızlık olur sanırım. Venedik’e sıradan bir zamanda gitmiş olsaydım, Dükler Sarayı’nın fresklerle kaplı muhteşem güzellikteki salonlarından, beyaz mermer merdivenlerinden ve şehrin kanallarını taçlandıran minicik beyaz köprülerinden, üzerimde kırmızı kukuletalı, uzun bir pelerinle geçmem mümkün olmayacaktı.

pelerin

Arkadaşım Duygu ile Roma’ya gitmeye karar vermemizin üzerinden sekiz ay geçti. Planlar sıcak bir yaz günü, annemlerin evinde yapılmaya başlandı. İzmir’in sıcak ama bir yandan da hafif hafif esen yaz günlerini biliyorsunuzdur. Açık pencerelerden giren rüzgar dantel perdeleri balon gibi şişiriyor, biz de bir yandan keyifle sohbet ediyor bir yandan Duygu’nun Lozan Pastanesi’nden aldiği pastaların yanında demli çaylarımızı içiyorduk. Sohbet her zaman olduğu gibi seyahate geldi ve bu güzel gezinin temeli o güzel yaz gününde atıldı. Üçümüz farklı şehirlerde yaşadığımız için bir sonraki buluşmamızı Roma’da gerçekleştirme olasılığını düşündük. Venedik’e gitmek gibi bir niyetimiz yoktu. Bu fikri o gün enine boyuna konuştuk. Ben Oslo’ya döndükten sonra detayları araştırmaya başladık. Planı benim okul programıma uydurmamız gerektiği için tarih konusunda çok fazla seçeneğimiz yoktu. Annem sonradan başka bir geziye katılmaya karar verdiği ve benim tatilim Venedik Karnavalı’na denk geldiği için tatilin son günlerinde hızlı trenle Roma’dan Venedik’e geçmeye karar verdik.

Otel, uçak ve tren rezervasyonlarımız yolunda gitti, planladığımız her şey gerçekleşti ve Roma’nın Fiumicino Havaalanı’nda Duygu ile buluştuk. Roma’da bütün önemli müzeleri gezdiğimiz sanat ve güzellik dolu günler geçirdik. Trenle Santa Lucia istasyonuna gelip Venedik’e ayak bastığımız anda bu şehri çok ama çok sevecegimi biliyordum. Masalları seven birini ilk kez adım attığı bir şehirde, Harikalar Diyarı’ndan Alice, Beyaz Tavşan ve Şapkacı karşılarsa ne olur? Sanırım aşk olur. Oldu da… Bunlar gördüğüm ilk kostümlülerdi. Daha sonra aklımın hayalimin alamayacağı güzellikte maskeler ve kostümler gördüm. Venedik benim hayatım boyunca gördüğüm en süslü şehir. Sokakları saran rutubet kokusu da, boyaları dökülmüş binalar da eskimiş sokaklar da bu ünvanı bu şehirden almaya yetmez. Orada geçirdiğimiz ilk akşamın sonunda başımı yastığa koyduğumda bu sehrin zümrüt sulardan oluşan sokaklarını, beyaz mermer köprülerini ve bu köprülerin altından geçen kadife koltuklu gondollarını düşünmekten gözüme uyku girmedi. Vaporetto denilen minik vapurlarla onunden geçtiğimiz görkemli tarihi binalar ve ışıltıları onların devasa pencerelerinden taşan dev murano avizelerinin ihtişamı şu an bile gözlerimin onunde. Kiliselere kubbeler yapmak yetmemiş, büyük kubbelerin üzerine daha süslü küçük kubbeler yapmışlar, o da yetmemiş bu küçük kubbeleri altın yaldızlı yıldızlarla süslemişler ve bina çatılarını, meydanlari seyreden sıra sıra mermer heykellerle donatmışlar. Sokakları dolduran maskeli ve kostümlü insanlar, şehrin havasına öyle uymuş ki, karnavalın olmadığı bir dönemde Venedik’te olmak nasıl olur kestiremiyorum. Orada geçirdiğimiz birkaç gün bana kesinlikle yetmedi. Önümüzdeki yıl tekrar gitmek ve güzeller güzeli Venedik’i yeniden görmek için sabırsızlanıyorum.

Bir sonraki yazım, harika Venedik illüstrasyonlarıyla süslenmiş bir çocuk kitabı hakkında olacak. Yazıyı önümüzdeki birkaç gün içinde yayımlarım diye tahmin ediyorum. O zaman dek kendinize iyi bakın.

Sevgiler…

Venedik Maskesi

palyaço

maskeli
maskeliler1

Venedik Kedileri!

Köprü altından Venedik!

İki Porselen Bebek!

Kostümlü anne ve kızı Venedik Dükler Sarayı'nda

Venedik'te bir kanal

Venedik

Dükler Sarayı'nda

Venedik Karnavalı Sırasında  Dükler Sarayı

2 thoughts on “Masal Penceresi Venedik’e Açıldı!

  1. Pingback: The Glass Heart : a tale of three princesses

  2. Pingback: Bir Venedik Masalı: The Glass Heart : a Tale of Three Princesses

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>