Oslo’da Sonbahar

Masal Penceresi. A Beautiful Autumn Day

 

Bugun bu pencerenin ardindaki koltukta oturmus bir seyler okuyordum. Basimi cevirip oylesine disariya baktigimda bu guzeller guzeli manzarayi gordum. Insan bazen muhtesem guzellikteki anlari ve boyle anlari yaratan renkleri nasil da es geciyor.

23 Nisan

Baharla gelen bu bayram hepimizin. Çocuklarımıza ve birbirimze umutla, sevgiyle, anlayışla ve kardeşlikle kutlayacağımız nice günler verebilme dileğiyle,  23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız Kutlu olsun.

23 Nisan

Oslo Uluslararası Çocuk Sanatları Müzesi / The International Museum of Children´s Art in Oslo


The Sun in the Hands by Lyudmila Barzion (15) Ukraine

The Sun in the Hands by Lyudmila Barzion (15) Ukraine

Dün sabah uyanır uyanmaz hem güzel hem de anlamlı bir gün geçirmek için plan yapmaya başladım. Her yeni Cumartesi günü bende yeni bir bayram heyecanı yaratır. Neden oyle olduğunu bilemiyorum. Başka bir şehre ya da ülkeye giderken bile bu yerde özgürce planladığım bir Cumartesi günü geçirip geçiremeyeceğimi düşünürüm. Fırtınalı bir sabaha uyandığımı anlayınca, daha gözümü tam açmadan keyifli bir gün geçirmek için yapabileceğimiz şeyleri düşünmeye başladım. Aklıma birden Çocuk Sanatları Müzesi’ne gidebileceğimiz geldi. Soğuk ve rüzgarli bir Cumartesi gününü ısıtıp renklendirecek daha güzel bir fikir olmadığından, öğleden sonramızı orada geçirmeye karar verdik.

 

Oslo’da Bir Hazine

the house Ben bu küçük ve sevimli müzeyi ilk kez geçtiğimiz yaz, güzel yeğenim Deniz’le birlikte gezmiş ve çok beğenmiştim. O kadar beğenmiştim ki daha dışarı adımımı atmadan, tekrar ne zaman gelebileceğimi düşünmeye başlamıştım (Aynı durum, bulunduğum istisnasız her güzel yerde başıma gelir). Nihayet dün müzeyi ikinci kez gezme şansına erişince, neden bu kadar etkilenmiş olduğumu daha iyi anladım. Bu müze bence Oslo’nun en kıymetli hazinelerinden bir tanesi.

A Handicapped Girl's Dream by Katarina Jockovic (Former Yugoslavia)

A Handicapped Girl’s Dream by Katarina Jockovic (Former Yugoslavia)

 

Çocuklar Geleceğe Ait Bir Halktır

‘Çocuklar bir halktır deriz; ama halklar kültürleri olmadan varolamazlar. Çocuklar geleceğe ait bir halktır ve bu halkın, kendi diline, kültürüne, sanatına ve tarihine sahip olma hakkı vardır. -Rafael Goldin (1920-1994)

Çocuk Sanatları Müzesini’nin kurucusu Rafael Goldin’in bu sözleri bence müzeyi kurma sebebini ve müzenin önemini çok net açıklıyor. Eğer dünyada yaşayan milyonlarca insanı tek bir ‘çocuk’ sözcüğü altında topluyorsak, bu topluluğun varlığını tanımalı, sesine kulak vermeli, onu anlamalı ve ürettiklerine gereken değeri vermeliyiz. Sadece çocukların eserlerine yer verilen bir müzenin nasıl olabileceğini görmek bile bence burayı ziyaret etmek için yeterli bir sebep; çünkü ortaya çıkan şey eşsiz olmuş.

'Black and White' by Tanya Antonova (12)

‘Black and White’ by Tanya Antonova (12) Russia

Çocuk Sanatları Müzesi, merkeze yakın sayılabilecek, genellikle tarihi köşklerin olduğu bir semtte bulunuyor. Uzaktan bakınca gördüğünüz kocaman beyaz köşk, içinde nasıl da renkli bir dünya olduğunu asla belli etmiyor. Küçük sarı kubbesi ve mavi pencere çerçeveleri bu sırrı vermek için can atsalar da, bahçedeki heykelleri görene kadar pek bir şey anlamıyorsunuz. İçerisi ise rengarenk, sıcacık ve davetkar detaylarla dolu. Biletinizi almak için yanaşırken, bu güzel evi kirletmemek ve orada evinizde gibi hissedebilmek için ayakkabılarınızı bile çıkarıyorsunuz (Dileyen müzeye ait renkli pofuduk terliklerden ya da naylon galoşlardan giyebilir).

'Forest' by Teekatat Suwankrua(12) Thailand

‘Forest’ by Teekatat Suwankrua(12) Thailand

Müze üç kattan oluşuyor. Bütün duvarlar, koridorlar çocuklar tarafından yapılmış irili ufaklı ve rengarenk tablolarla kaplı. İnsan hangi tabloya ve nereye bakacağını şaşırıyor. Heykellere ayrılmış alanda camlı bölmelerde tutulan ve çeşitli malzemelerle yapılmış eserler görebilirsiniz. Hepsi elbette büyük emeklerle yapılmış özel eserler ve kiminin verdiği mesaj yüreğinizi burkarken, kimi yüzünüze sıcacık bir gülümsenin yayılmasına neden oluyor. Bazı eserlerin sahiplerinin yaşlarına bakınca yarattıkları eserlere inanamak zorlaşıyor. Müzenin sayfasını ziyaret ettiğinizde şöyle bir açıklamayla karşılaşıyorsunuz: ‘Norveç’in Oslo şehrinde bulunan Uluslararası Çocuk Sanatları Müzesi, dünyada türünün ilki kabul edilen öncü bir kurumudur. Müzede yüz sekseni aşkın ülkenin çocukları ve gençleri tarafından yaratılan eşsiz bir sanat koleksiyonu bulunmaktadır.’ Bu durum sergilenen eserlerde açık şekilde görülebiliyor. Değişik coğrafyalar, bu coğrafyaların iklim ve bitki örtüleri, hayvanları ve insanları, bu insanların yarattıkları kültürler, çocuk sanatçılar tarafından yorumlanmış ve ortaya çıkan eserler, müzeyi bir renk cümbüşüne çevirmiş.

I Would Like to Be a Tiger by Vit Pospichal (6) Czech Republic

I Would Like to Be a Tiger by Vit Pospichal (6) Czech Republic

 

Sergideki Bebekler

Müzenin en üst katında bulunan salonda bir bebek sergisi yer alıyor. Bütün salon tıklım tıklım renkarenk bebeklerle ve kuklalarla dolu. Öyle ki kapı kenarlarına ve duvarlardaki aynalara tırmanmış ve hatta tavanlardan iple sarkıtılmış bebekler görebilirsiniz. Bunların içinde dünyanın farklı bölgelerinden ve kültürlerinden gelen şahane el yapımı kuklalar, bebekler ve maskeler var. Bu bebeklere dokunmak yasak; ama halı kaplı salonun bir köşesine çocukların rahatça alıp oynayabilecekleri oyuncaklar ve dilerlerse oturabilecekleri minik tabureler koymuşlar. Dönem dönem farklı konularda eserler içeren sergiler yer aldığı için gitmeden önce internet sayfalarını ziyaret edip fikir edinebilirsiniz. Müzede aynı zamanda çocukların vakit geçirebilecekleri renkli kağıtlar boyalar ve benzeri malzemelerle dolu minik bir atölye mevcut. En alt katta ise, müzede sergilenen eserlerin kartpostalları da dahil olmak üzere çeşitli hediyelikler satılıyor. Kartpostalların her birinin arkasında eserin ve onu yaratan sanatçının adı yazıyor. Bu yazıyı hazırlarken kullandığım resimler işte bu kartlardan çekilmiş fotoğraflar. Umarım resimlerin yaratıcısı minik sanatçılar, kullandıkları şahane renkleri bigisayar ekranına aynı canlılıkta aktaramadığım için beni affederler.

Uluslararası Çocuk Sanatları Müzesi’ne ait bir internet sayfası bulunduğunu yukarıda belirtmiştim. Ziyaret etmek isteyenler için adres şöyle:

http://www.barnekunst.no/

Bir dahaki yazıda görüşmek dileğiyle…

Sevgiler

Giderkenbahçeden karebahçekapıBilgi

Masal Penceresi Venedik’e Açıldı!

maskeliler

Bu siteyi yapmaya karar verdiğimde adı zaten hazırdı. Biz gözleri ruhun aynası olarak betimlerken, bazı diğer kültürler, gözleri ruhun penceresi olarak niteler. Eğer gözlerimiz ruhumuza açılan pencerelerse, bu bloğa uğrayanlar, benim gözlerimden içimde taşımaya karar verdiğim güzellikleri görmeliler, ruhumun masalsı tarafını tanımalılar diye düşündüm. Masallar şehri Venedik’e gidip de karnavalın havasını soluduktan sonra orada hissettiklerimi buraya yazmamak haksızlık olur sanırım. Venedik’e sıradan bir zamanda gitmiş olsaydım, Dükler Sarayı’nın duvarları fresklerle kaplı muhteşem güzellikteki salonlarından, beyaz mermer merdivenlerinden ve şehrin kanallarını taçlandıran minicik beyaz köprülerinden, üzerimde kırmızı kukuletalı, uzun bir pelerinle geçmem mümkün olmayacaktı.

pelerin

Arkadaşım Duygu ile Roma’ya gitmeye karar vermemizin üzerinden sekiz ay geçti. Planlar sıcak bir yaz günü, annemlerin evinde yapılmaya başlandı. İzmir’in sıcak ama bir yandan da hafif hafif esen yaz günlerini biliyorsunuzdur. Açık pencerelerden giren rüzgar dantel perdeleri balon gibi şişiriyor, biz de bir yandan keyifle sohbet ediyor bir yandan Duygu’nun Lozan Pastanesi’nden aldiği pastaların yanında demli çaylarımızı içiyorduk. Sohbet her zaman olduğu gibi seyahate geldi ve bu güzel gezinin temeli o güzel yaz gününde atıldı. Üçümüz farklı şehirlerde yaşadığımız için bir sonraki buluşmamızı Roma’da gerçekleştirme olasılığını düşündük. Venedik’e gitmek gibi bir niyetimiz yoktu. Bu fikri o gün enine boyuna konuştuk. Ben Oslo’ya döndükten sonra detayları araştırmaya başladık. Planı benim okul programıma uydurmamız gerektiği için tarih konusunda çok fazla seçeneğimiz yoktu. Annem sonradan başka bir geziye katılmaya karar verdiği ve benim tatilim Venedik Karnavalı’na denk geldiği için tatilin son günlerinde hızlı trenle Roma’dan Venedik’e geçmeye karar verdik.

Otel, uçak ve tren rezervasyonlarımız yolunda gitti, planladığımız her şey gerçekleşti ve Roma’nın Fiumicino Havaalanı’nda Duygu ile buluştuk. Roma’da bütün önemli müzeleri gezdiğimiz sanat ve güzellik dolu günler geçirdik. Trenle Santa Lucia istasyonuna gelip Venedik’e ayak bastığımız anda bu şehri çok ama çok sevecegimi biliyordum. Masalları seven birini ilk kez adım attığı bir şehirde, Harikalar Diyarı’ndan Alice, Beyaz Tavşan ve Şapkacı karşılarsa ne olur? Sanırım aşk olur. Oldu da… Bunlar gördüğüm ilk kostümlülerdi. Daha sonra aklımın hayalimin alamayacağı güzellikte maskeler ve kostümler gördüm. Venedik benim hayatım boyunca gördüğüm en süslü şehir. Sokakları saran rutubet kokusu da, boyaları dökülmüş binalar da eskimiş sokaklar da bu ünvanı bu şehirden almaya yetmez. Orada geçirdiğimiz ilk akşamın sonunda başımı yastığa koyduğumda bu şehrin zümrüt sulardan oluşan sokaklarını, beyaz mermer köprülerini ve bu köprülerin altından geçen kadife koltuklu gondollarını düşünmekten gözüme uyku girmedi. Vaporetto denilen minik vapurlarla onunden geçtiğimiz görkemli tarihi binalar ve ışıltıları onların devasa pencerelerinden taşan dev murano avizelerinin ihtişamı şu an bile gözlerimin onunde. Kiliselere kubbeler yapmak yetmemiş, büyük kubbelerin üzerine daha süslü küçük kubbeler yapmışlar, o da yetmemiş bu küçük kubbeleri altın yaldızlı yıldızlarla süslemişler ve bina çatılarını, meydanlari seyreden sıra sıra mermer heykellerle donatmışlar. Sokakları dolduran maskeli ve kostümlü insanlar, şehrin havasına öyle uymuş ki, karnavalın olmadığı bir dönemde Venedik’te olmak nasıl olur kestiremiyorum. Orada geçirdiğimiz birkaç gün bana kesinlikle yetmedi. Önümüzdeki yıl tekrar gitmek ve güzeller güzeli Venedik’i yeniden görmek için sabırsızlanıyorum.

Bir sonraki yazım, harika Venedik illüstrasyonlarıyla süslenmiş bir çocuk kitabı hakkında olacak. Yazıyı önümüzdeki birkaç gün içinde yayımlarım diye tahmin ediyorum. O zaman dek kendinize iyi bakın.

Sevgiler…

Venedik Maskesi

palyaço

maskeli
maskeliler1

Venedik Kedileri!

Köprü altından Venedik!

İki Porselen Bebek!

Kostümlü anne ve kızı Venedik Dükler Sarayı'nda

Venedik'te bir kanal

Venedik

Dükler Sarayı'nda

Venedik Karnavalı Sırasında  Dükler Sarayı